|
Sistem saati: 19 May 2012, 19:42
|
Cevapsız iletiler | Aktif konular
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| Anasayfa |
MaÄŸaza |
Piyango |
Sudoku |
Adam Asmaca |
Oyun Odası |
Banka |
Soygun |
İletişim |
İstatistik |
Yeni Mesajlar |
|
|
|
|
1 sayfadan 1. sayfa [ 1 ileti ]
• Konuyu DeÄŸerlendir:     
|
|
|
|
|
|
| Yazar |
Mesaj |
|
.:MELIH:.
|
 |
 Tarih: 24 Kas 2009, 16:40 |
| Site Yöneticisi |
 |
 |
|
|
|
|
Nakit Parası:
36,653.52
Banka da:
10,700.00
İleti: 986
Konu: 716
Konum: Antalya
Yüksek puanlar: 6
Ettiği teşekkür: 2 defa
Aldığı teşekkür: 6 defa
İsim: Melih KAYA
Kayıt: 14 Tem 2009, 16:03
|
|
|
|
|
|
|
Yagmurlu bir sonbahar aksaminda baslamadi bu hikaye. Aslinda hava durumunun da bir önemi yoktu. Zaten önemli olan; geçmisin en alakasiz havalarinda yasanilanlar degil miydi? O halde nedendir ki benim için bu herhangi zamanin meteorolojik bilgileri? Zaten ne istesem bos, ben gri havayi sevip iktidarimi korumaya çalissam da hava bütün muhalefetini kullanarak mavi gökyüzüyle otoriteme karsi çikiyordu.
Yüz kelimeyi geçen platonik asklar için agliyordum günün en mantiksiz saatlerinde. Hos, mantik aramam bile mantiksizdi. Elimde olan bütün kelimeleri birlestirip tren yapiyordum ve sonra kaçabilecegim en gri ülkeye kaçiyordum. Sonra düsünüyordum da neden kaçtigimi… Ve nereye kaçtigimi… Zaten ne istesem bos, kaçabilecegim bütün ülkelerin gri tonlari uyumsuzdu saganak göz yaslarima…
Hiç kimsenin hasretinden prangalar eskitmedim hiçbir zaman, çünkü ben bir kader mahkumuydum, kadere inanmayan, kadersiz bir bünye içinde. Kader degil miydi zaten yillardir gerçekligin önüne geçip bizleri yalana sürükleyen? O halde nedendir ki yalana itaat edene pervasizca sarilmak? Zaten ne istesem bos, kader degil miydi benim gerçekligimin hep karsisina çikip yerle bir etmek için herkesin kullandigi silah…
Yüz kelimeyi geçmemeliydi platonik asklar çünkü ne zaman geçse bekletiyor ve aci çektiriyordu. Kaçabilecegim en dogru yer ‘’yüz kelimeyi geçen platonik asklar için bekleme salonu’’ydu. Duruyordum… Sadece duruyordum herhangi bir sey söylemeyerek… Çünkü konustugum vakit anlam veremedigim sayi artacakti. Nedendir bilmiyorum, ne oldugu hakkinda pek fikrim olmamakla birlikte aci verdigi için bilmedigim bir seyden korkuyordum. Bekliyordum…
* * *
- Bir sey alir miydiniz? Dedi ne istedigini bilmedigim ama benim bir sey istedigimi bildigini zannettigim bir adam. - Bir sey almak zorunda miyim? - Bir sey içmek isteyeceginizi ya da bir sey yemek isteyeceginizi düsünüyordum. - Hep ‘’bir sey’’ etrafinda dönen bu diyalog herhangi ‘’bir sey’’den uzaga gidemeyecek gibi gözüküyor. - Sizi korkutmak ya da kizdirmak istememistim. - Herhangi bir sey istemiyorum. Yiyecek halim de yok. - Neden? - Pek iyi degilim, hos buradaki insanlardan da farkli degil halet-i ruhiyem. O yüzdendir ki bir sey yemeyecegim. - Ama pekala açsiniz degil mi? - Evet ama bu tip durumlarda insan pek bir sey yemek istemiyor. - Ben de buna anlam veremiyorum. Gayet açsiniz ve susadiniz ancak anlamsiz yere istemiyorsunuz. Sanirim bu gereksizlik gelenek durumuna geldi.
Ben bir sey yemek için bu kadar gereksiz diyalogun nasil buraya kadar geldigini düsünürken o beni ikna etmeye çalisiyordu. Terapi gibi konusmasina bir de patolojik açiklamalar ekleyerek sanirim bana yardim etmeye çalisiyordu. Pekala sadece çikarini düsünen bir satici olabilir miydi? Pragmatik yardimsever de kendi içinde çelisen bir olgu olacakti ki bu yüzden amacinin ne olduguna bir türlü anlam veremiyordum. Istemiyordum herhangi bir sey, sadece susmaya devam etmek istiyordum. Susuyordum…
* * *
Her adimda biraz daha yaklasiyordum ve biraz daha uzaklasiyordum. Yaklastigim sey beni bir baska seyden uzaklastiriyorsa nasil oluyor da yaklasiyordum uzaklastigim seyler varken? Yaklastikça uzaklasiyordum bilmedigim seylerden ancak buna bir anlam veremiyordum. Belki de çözümü çok basitti. Belki de ben karistigim için çözemiyordum bu ben de dahil yedi bilinmeyenli denklemi.
Ancak merak ediyordum burayi. Neydi? Nereden çikmisti? Ve en önemlisi, anlami neydi? Tereddütsüz sorumu yönelttim ki belki dursaydim vazgeçebilirdim.
- Pekala cevaplarsam bir sey yiyeceksin degil mi? - Benim beslenmem seni neden bu kadar ilgilendiriyor anlamadim ama peki yiyecegim. - Burasi, senin gibi insanlarin ugrak yeridir. - Neden geliyorlar ki? - Eger gelmeselerdi onlara aci çektiren gerçekler sürekli gözlerinin önlerinde olacakti. Nasil ki bir yaranin iyilesmesi için o yara ile ilgilenmeyip geçmesini bekleriz, insanlar da bu yaranin geçmesi için gelip burada bekliyorlar. Eger yara gözünün önünde olursa sürekli kabuguyla oynar ve yarayi yenilersin. Insanlar da bu yaradan kurtulmak için buraya geliyorlar. - Peki ama bu ‘’100 kelimeyi geçen platonik ask’’ ne demek? - Bunu sana söyleyemem ancak söyle bir sey diyebilirim ki; her kelime iyi ya da kötü, aci ya da tatli bir sey ifade ediyor.
Sanirim simdi daha çok anliyordum konustugum zaman neden aci verdigini…
-Merak ediyorum, burasi gerçek mi? - Degil. Burasi senin su an zihnin yarattigin bir yer. Dolayisiyla ben dahil buradaki herkes ve her sey senin zihnin de yarattigin sürrealiteyiz. Hatta benim sana verdigim cevaplar bile senin zihninde yarattiklarindir. Her insan isterse kendine böyle bir yer yaratabilir zihninde sadece bunun farkinda olmasi lazim.
Karisiyordum ve aslinda karistigim kadar da çözülüyordum. Anlamsiz gözüken aslinda karisik olan anlamli cümleler kurmaya devam ediyordum anlamsizca. Susmak istiyordum… Susuyorum…
- Canim da nasil ispanak çekti anlatamam…
_________________ Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
1 sayfadan 1. sayfa [ 1 ileti ]
• Konuyu DeÄŸerlendir:     
|
|
|
|
|
|
Kimler çevrimiçi |
Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir |
|
|
|
|
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumda konulara cevap yazamazsınız Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz Bu forumda dosya ekleyemezsiniz
|
|