Hoşgeldiniz sanalyeriniz.com. Kayıt olmak için lütfen tıklayınız...
Sistem saati: 19 May 2012, 19:44


Anasayfa Mağaza Piyango Sudoku Adam Asmaca Oyun Odası Banka Soygun İletişim İstatistik Yeni Mesajlar



PAYLAS |
 1 sayfadan 1. sayfa [ 1 ileti ]  • Konuyu DeÄŸerlendir: Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average. 

Yazar Mesaj
İletiTarih: 24 Kas 2009, 16:40 
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
 Nakit Parası: 36,653.52  
 Banka da: 10,700.00  
 Ä°leti: 986
 Konu: 716
 Konum: Antalya
 Yüksek puanlar: 6
 EttiÄŸi teÅŸekkür: 2 defa
 Aldığı teÅŸekkür: 6 defa
 Ä°sim: Melih KAYA
 Kayıt: 14 Tem 2009, 16:03
Nieznany Nieznana
Siz ne kadar hayati anlamlandirmaya çalissaniz da dünyanin bir kösesinde anlamsizca seyler size inat olmaya devam ediyordur. Bazen gerçek; göründügü gibi olmamakla birlikte, gerçegin göründügünden daha gerçek oldugu zamanlar da vardir. Anlamsizdir, saçmadir. Ama bir seyler oluyordur iste.

Ufak bir odada bitti her sey. Belki anlamsizdi. Ya da anlamliydi da kimse anlamlandiramiyordu. Kim bilir?...

Içeride iki ayri ceset vardi. Kiz camin dibinde yere uzanmis, kafasi sag tarafa düsmüstü. Sol elinde tabanca, sag elinde ise kesilmis bir el vardi. Kanlar kafasinin bir metre etrafina kadar yayilmisti ve yavasça parkelerin aralarina siziyordu. Içeride bir kedi vardi ve sanirim o da anlam veremedigi için olani biteni kokluyordu.

Kizin sol tarafindan bir baska odaya açilan kapiya kadar yerde kan izleri vardi. Kapinin dibinde ise sol eli kesilmis bir erkek cesedi duruyordu. Kafasinda ise tek bir kursun yarasi.

Oda sicakti. Içeride bir soba vardi ve kömürler yeni köz olmaya baslamisti. Sanirim dört saat önce atilmisti bu kömürler. Ancak ölüme gidilen yolda üsüme kaygisi neden duyulmustu?

Ufak bir masa vardi odanin ortasinda. Masanin üstünde kagit, kalem, Shan Sa’nin ‘’Go Oyuncusu’’ adli kitabi ve küçük bir teyp vardi. Tracy Chapman’in ‘’All that you have is your soul’’ sarkisi çaliyordu. Tek bu sarki vardi, belki de bunun içindeydi her seyin anlami.

Kizin sag eli, kesilmis el ile kenetlenmisti. Sanki iki kisiyi ayirmak isteyen birisi kesmis gibiydi. Iki elin arasindan bir kagit parçasi görünüyordu. Belki de olanlarin anlami bu kagittaydi. Kim bilir?...

Yaklasik dört saat önce bitmisti her sey, ya da baslamisti.

***

- Seni ne kadar çok sevdigimi biliyorsun degil mi? Dedi kiz.
- Hi hii, dedi çocuk kucagindaki kediyi oksayarak.
- Ya sen?
- Ne ben?
- Ya sen beni seviyor musun?
- Seviyorum tabi yahu bu da simdi soru mu?
- Ne bileyim pek ilgisizsin de…

Çocuk kediyi yere birakti ve kiza dogru döndü;

- Saçmalama. Birazdan seninle birlikte gidecegiz ve sen hala benim sevgimden süphe ediyorsun.
- Pekala söyle o zaman beni mi daha çok seviyorsun kediyi mi?
- Hmmm…
- Çok zordu soru herhalde bu kadar düsündügüne göre…
- Epey zor geldi ama tabi ki seni. Hayir ya kediyi. Hayir hayir seni. Kedi… Sen… Neden kendini kedi ile kiyasliyorsun ki?
- O da bir canli degil mi sonuçta…
- Elbette ama seninle kiyaslanacak durumda degil. Ben senden baska kimin için gidebilirim ki dünyadan?
- Sanirim kimse.
- Iyi ne güzel anlamissin. Rahatladin mi simdi?
- Evet…

Bir süre bu sessizlik bozulmadi. Kiz çocuga bakiyordu, çocuk ise bos duvara gözleriyle bir seyler yaziyordu. Bu sessizligi bozmak istiyordu kiz;

- Ne düsünüyorsun?
- Evrim teorisinin bilimsel olarak ne kadar gerçek oldugunu.
- Iyi de sen ne anlarsin ki?
- Anlamlandirmaya çalisiyorum belki de…
- Anlasildi sen küsmüssün. Tamam, özür dilerim, saçmaladim.
- Özür dilenecek bir durum yok ama saçmaladigin dogru. Simdiki durumumuza bir bak, biraz sonra neler olacak düsün ve sonra seni ne kadar sevdigimi anla.
- Tamam farkindayim saçmaladigimi. Ama ne bileyim iste, bedenin burada kalacak ve ruhun yok olup gidecek. Benden uzakta kalmandan korkuyorum.
- Sana bir sey dinletecegim.

Çocuk sol elini yere koyup yavasça ayaga kalkti. Bir baska odaya geçti. Ufak bir teyp ve kaset ile geri döndü. Kaseti teybe yerlestirdi ve sesini konusmalarini bölmeyecek kadar açti. Çalan Tracy Chapman’in ‘’All that you have is your soul’’ adli parçasiydi. Konusmak yerine böyle anlatmak istiyordu herhalde.

Kasette tek bu sarki kayitliydi ve tekrar tekrar çaliyordu. Çocuk tekrar içeriye gitti. Elinde bir kitap ile geri döndü. Shan Sa’nin ‘’Go Oyuncusu’’ kitabiydi bu. Son bölümünün son paragrafini okumaya basladi;

- Kaniyla islanmis silahimi agzima sokuyorum. Bir gürültü, bir yer sarsintisi. Go oyuncusunun üzerine düsüyorum. Yüzü deminkinden daha bir pembe görünüyor. Gülümsüyor. Biliyorum ki oyunumuza yukarida devam edecegiz. Sevdigimi seyredebilmek için gözlerimi açik birakmaya çabaliyorum
- Biz de böyle mi olacagiz?
- Sanirim…

Kitabi okudugu bölümü masanin yüzüne gelecek sekilde yavasça birakti. Tekrar kizin yanina gitti, sol elinden destek alarak yere oturdu.
Kiz, çocugun suratina bakiyordu. Çocuk ise duvara gözleriyle yazdigi seyi süslüyordu.

- Daha fazla beklememizin manasi yok, dedi kiz.
- Pekala, diyerek cevap verdi çocuk.

Sol elinden destek alarak ayaga kalkti. Ya solakti ya da sag eli güçsüzdü. Basini öne egerek içeriye gitti ve iki tabanca ile geri döndü. Tabancalari masanin üzerine birakti ve sobaya kömür atti.

- Neden kömür attin? Diye sordu kiz.
- Içerisi sogumaya basladi, diyerek sobaya kömür atmaya devam etti.
- Iyi de birazdan gidecegiz, ne simdi bu donarak ölmekten mi korkuyorsun?
- Biz gidecegiz de kedi bizimle gelmeyecek herhalde. O üsümesin.
- Bu durumda bile kediyi düsünüyorsun.

Çocuk cevap vermeden kömürleri atmaya devam etti. Daha sonra masaya yönelip tabancalari aldi ve tekrar kizin yanina gitti. Cebinden dört mermi çikardi. Birer tanesini silahlara yerlestirdi ve diger ikisini de cam kenarindaki su oluguna koydu. Kiza silahin birini verdi. Birbirlerine döndüler. Ikisi de ellerindeki tabancalari sakaklarina dayamislardi. Bir süre öylece durup birbirlerine baktilar mutlu bir ifadeyle. Kiz gözlerini ‘’simdi’’ der gibi kirpti. Çocuk ise tedirgin bir sekilde ‘’tamam’’ dedi gözlerini kirparak.

Bir el silah sesi duyuldu. Kiz sag tarafina dogru düsmüstü ve kanlar yayilmaya baslamisti. Çocuk ates edememisti, kizin suratina ‘’yapamadim’’ der gibi bakiyordu. Agliyordu çocuk. Yapamamisti. Ölmek laf olarak kolay ama becerebilmek zor is.

Çocuk yasli gözleriyle kiza bakiyordu. Ayaga kalkti.

- Yapamadim ben. Beceremedim.

Agliyordu kendisini suçlu hissederek. Suçlu oldugunu biliyordu ve kendisini bu yüzden cezalandirmak istiyordu. Verebilecegi en büyük cezayi düsünüyordu. Ilk aklima gelen ölmekti. Ama zaten ölmedigi için suçlu oluyorsa bu nasil bir ceza olabilirdi ki? Çeliskiler içinde karisiyordu çocuk ve daha fazla agliyordu.

Masaya dogru yöneldi. Bir seyler yazdi. Bir süre durdu ve cesaret toplamaya çalisti. Odadan çikti, orta büyüklükte bir hizarla geri döndü. Yazdigi seyi sol eline aldi. Tekrar kizin yanina gitti. Kizin suratina bakti ve tekrar cesaretini topladi. Kediyi aradi gözleri, herhalde ondan bir sey isteyecekti.

- Kedi, senden bir sey isteyecegim, dedi aglamaya devam ederek.

Kedi sesini çikarmadi, çocugu sessizce ama dikkatlice dinliyordu.

- Al su hizari ve benim hiç beklemedigim bir anda sol elimi kes.

Kedi bir sey anlamamisti, saskinlikla bakmaya devam ediyordu. Yapacagi da pek bir sey yoktu. Hizari aldi ve çocugun hiç ummadigi anda elini kesti. Kisa bir çiglik duyuldu. Kedi korkmus, hizari birakmadan diger odaya kaçmisti.

Çocuk kesik eli kagit parçasini iki elin arasina koyarak kizin eli ile kenetlendirdi. Diger odaya açilan kapinin dibine aglayarak gitti. Silahi çikardi. Bir el daha silah sesi duyuldu.

Ve… çocuk da gitmisti.

Sevdigini seyredebilmek için gözlerini açik birakmaya çabaliyordu…

***

Neden ölümü seçmislerdi ki? Bunun bir anlami olmali miydi?
Aslinda yasama nedenimiz neyse belki bu ölüme de ayni anlami yükleyebilirlerdi. Belki de anlami sadece onlarda gizliydi. Belki de hiçbir seydi. Kim bilir?...
‘’Gitmek’’ti ölmek, çünkü ruhtu önemli olan. Bedenin yitirilmesi önemli degildi.

Sanirim kedi anlamisti bir sey. Kizin basina gitti, bir süre kanlari kokladi. Iki elin arasindaki kagit parçasini çikardi.

Bir siir yaziyordu kagitta;



Yapamadim,
Seninle gelemedim.
Sen giderken benim elimi tut,
Ben ise senden mahrum kalmaliyim,
Bu da benim cezam olsun.
Üzgünüm…



_________________
ResimNe Mutlu Türk'üm Diyene!
Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
 1 sayfadan 1. sayfa [ 1 ileti ]  • Konuyu DeÄŸerlendir: Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average.Evaluations: 0, 0.00 on the average. 


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

cron