|
Saatlerdir oturdugum odayi izliyor, esyalar arsinda oranti kuruyor, acaba bu niçin orda duruyor, yada su esyanin sekli niçin böyle…diye düsünüp duruyorum. Gözüme çarpan her parça beni düsünmeye itiyor, bir an bu düsüncelerimden uzaklassam tüm oda sanki üzerime ayaklaniyor, beni yutmak istermis gibi karariyordu. Ayaga kalkip gezinmeye basliyorum, yemek yiyor, su içiyor ve bir anda kitaplarimin arasina daliyorum. Kisa bir süre daha tüm düsüncelerimden uzaklasmak, sorunlarimi, dertlerimi unutmak istiyorum. Ama bir türlü basaramiyorum, kitabimin henüz besinci sayfasinda, gözümde canlaniveriyor sisler arkasina gizlenmis mazideki hayaller. Gözlerimi kapatiyorum, kulaklarimda daha önce hiç isitmedigim bir melodinin fisiltilari yankilaniyor ve aniden gözlerim doluyor. Bu ilk kez olmuyor…evet, evet ilk kez degil ve son kez de degil. Kitabimi agirca yanimdaki masanin üzerine birakiyor ve düsünmeye basliyorum. Yillar önce kendimi bu harabe odaya hapsettigim zaman, beni bu yalnizliga iten sey neydi? Aklimi körelten, tüm sevdiklerimi yüregimin en ücra kösesine hapsettirip beni hiçbir zaman aydinlanmayacak bir dünyaya iten seyin amaci neydi? Beklide bu sonu kendim hazirlamistim, her seyi geride birakmak ve hiçbir zaman varolmayacak hayaller pesine düsmek beklide benim kendi seçimimdi. Uzun zaman önce yasadiklarimi animsamaya çalisiyorum, inanin basarmak içten bile degil, her sey karanlik bir sis perdesinin ardinda. Görüntüleri bir araya getirmek, aralarinda oranti kurarak yorumlayabilmek hayatimda gördügüm en zor is gibi geliyor su anda bana. Sanki daha önce hiçbir sey yasamamis, hayatimin tamamini bu iki odali harabede geçirmis gibiyim. Acilarim zamanla azalir diye düsünürdüm ilk baslarda, böyle avuturdum alevler arasinda kor gibi isildayan kalbimi. O zamanlar daha katlanilabilir gibi geliyordu yeni hayatim bana, her seyimi kaybetmemis oldugum inancindaydim. En azindan kitaplarim, giysilerim ve bir sürü ise yaramaz esyam oldugunu, kendi sevgim disinda, kimsenin sevgisine ihtiyacim olmadigini düsünürdüm. Daha yeni yeni anlamaya basliyorum aci bir yanilginin pençesine düstügümü ve orada parçalanmaya yüz tutmus bir hayat biraktigimi. Bazen yanimda biri varmisçasina konusmaya basliyorum, yada bu konusma özlemimi gittigim süper marketteki kasiyerle gideriyorum. Ama hiçbir sey beni tatmin etmiyor, aksine geri dönüsü olmayan büyük bir çikmazin içine sürüklüyor. Anilarimda sakli kalmis olan resimleri canlandirmak istiyorum fakat bu direnisimi geri dönüsün mümkün olmadigini anlayincaya kadar sürdürebiliyorum. Artik küçük vücudumu titreten kalbimin atislarini daha iyi isitebiliyorum. Ama elimde olsa bu yeni hayata baslamadan önce, ondan ayrilmak isterdim. Onu bir kenara birakarak kendimi yeni ufuklara yönlendirmek ve tüm geçmisimi (acilarla dolu tüm geçmisimi) unutmak isterdim. Bazen bir kursunun sonum olacagini düsünüyorum, ama bu düsünceyi hemen silip atmaya çalisiyorum. Çünkü çok fazla üzerinde durdugum düsünceleri gerçeklestirme gibi bir eylemim var benligimde. Beklide en iyi son bu olacak benim için…onurlu ve serefli bir sekilde hayatima son verecegim. Ama yapamiyorum ve yapmayacagim… Belki de tüm suçu maziye yüklemek olmaz, mazi sadece bu firtinali yasamin en acimasiz misralarini olusturuyor. Ve ben, kendi geçmisimi kendim yarattigima inanirim, gelecegimi de kendim yaratabilirim, iste tüm sorun burada. Gelecegimin belli olmamasi… Ve aklimda bir ses çinliyor “Gelecegini kendin yarat.” Kafam o kadar karisik ki bu düsünce bana hiçbir sey ifade etmiyor. Ses ikinci kez yankilaniyor “GELECEGINI KENDIN YARAT” üçüncü kez, dördüncü ve besinci kez… Evet gerçektende kendi gelecegimi kendim yaratabilecegime inaniyorsam, niçin son bir kez daha sansimi denemek için hayatima yeni bir yol çizmiyorum? Kendime bir sans daha yaratmiyorum? Yattigim yerde dogruluyorum, odamin içindeki esyalarima, kitaplarima ve degersiz tüm anilarima son bir kez göz attiktan sonra yürümeye basliyorum. Içimde yeni bir umudun yeserdigini duyumsuyorum, gözlerimdeki aci yaslarin yerini sevinç göz yaslarina biraktigini hissediyorum. Kapiyi açiyorum, ufukta parlayarak basini gösteren günesi selamliyorum ve yoluma devam ediyorum. Bu kez basarabilecegime gerçekten inaniyorum…
_________________ Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
|